Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Yerli cep telefonu tanıtıldı

Araçlar ‹ ÖZBODUÇ Haber Dünyası — WordPress.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Türkiye’de cep telefonu üretimine başlanmasına ilişkin, ”Bu işin başarıya ulaşacağından hiç bir endişem yok. Kimse bizim ürünümüzü, yerli ürünümüzü küçük görmesin, hiç bir aşağılık duygusuna da kapılmayalım” dedi.

Rixos Otel’de düzenlenen tanıtım toplantısında konuşan Ulaştırma Bakanı Yıldırım, cep telefonunun üretim tesislerini ziyareti sırasında ”Bu işin başarılacağını anladığını” söyledi.

Bakan Yıldırım, ‘yerli malı, yurdun malı, herkes bunu kullanmalı” şarkısıyla büyüdüğünü, o dönemde Türkiye’nin kapalı bir ülke olarak, kendi kendine yetmek için yerli üretime ağırlık verdiğini anlattı.

Bilişim ve küreselleşme ile bu alışkanlıkların değiştiğini ifade eden Yıldırım, artık hiç bir ülkenin ”kendime yeterim” şeklinde bir bakış açısına sahip olmadığını, dayanışmaya ihtiyaç olduğunu kaydetti.

General Mobile’ın, Türkiye’de çözüm ortağı olarak 30 yılı aşkın süredir sektörde yer alan Anel Grup’u seçmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bu işin başarıya ulaşacağından hiç bir endişem yok. Kimse bizim ürünümüzü, yerli ürünümüzü küçük görmesin, hiç bir aşağılık duygusuna da kapılmayalım. Filanca marka, falanca marka, işte dünyanın pazar payının 80′ini, 90′ını ellerinde bulunduranlar varken bizimkiler nereden bu işi kalkıyorlar? Bunların aklı fikri var mı? diye sorgulayanlar olabilir ama unutmayın bir yandan dünya büyük ama bir başka anlamda da küçük.”

”TÜRKİYE’DE 700 BİN KİŞİ KULLANIYOR”

Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Türkiye’de 18 ayda bir cep telefonu değiştirildiğini, 65 milyon cep telefonunun kullanıldığı Türkiye’de, her yıl 40 milyon yeni cihaz alındığını kaydetti.

Yıldırım, ”40′ta birini bile alsak pay olarak yüzde 2,5 yapar. O bile bir yılık üretim kapasitesini dolduruyor. 72 milyon millet bir milyon yerli üretime gereken desteği vermeyecek mi? Tabii verecek. Daha fazlasını da verecek” diye konuştu.

Yerli üretime destek verilmesini gerektiren sebeplerin başında istihdamın yer aldığını belirten Yıldırım, katma değer olarak bin kişinin üzerinde insana iş ve aş sağlayan bu üretimin, öte yandan ülkeye döviz kazandırdığını vurguladı.

Bir ürünün ihraç edilmek istenmesi durumunda ilk olarak ”kendi ülkenizde ne kadar sattınız?” sorusunun yöneltildiğini anlatan Yıldırım, ”Eğer bir ülke kendi üretimine, kendi malına sahip çıkmazsa, başkalarının sahip çıkmasını bekleyemez. Kendi ürünümüze sahip çıkacağız” dedi.

İthal ürünlere karşı olmadığını ancak kaliteli ve ucuz olması şartıyla yerli üretime destek olunması gerektiğine işaret eden Yıldırım, Türkiye’de önceki yıllarda yapıldığı gibi düşük kaliteli ürünlerin piyasa sürülmesinin olumlu sonuç doğurmadığını söyledi.

Üretimine başlanan bu cep telefonunun Türkiye’de 700 bin kişi tarafından kullanıldığını, cihazın hem yurt içinde hem de yurt dışında satışının hedeflendiğini anlatan Yıldırım, 2003′te yüzde 2′nin altında olan komşu ülkelerle ticaret oranını yüzde 25′e çıkaran Türkiye’nin, yerli üretimler sayesinde bu oranı çok daha fazla artırabileceğini söyledi.

”Bu ülkede katma değer oluşturuluyorsa, istihdam oluşturuluyorsa onların gönüllü pazarlamacısıyım” diyen Yıldırım, Türkiye’de elektronik ve bilişimde önemli bir farkındalık yaratıldığını vurguladı.

Üçüncü Nesil Mobil İletişim Sistemleri (3G) lisans sözleşmelerindeki koşullar sayesinde pek çok Türk gencinin istihdam edildiğine de işaret eden Yıldırım, ‘Türkiye’de üretiyorsan, satıyorsan en az yüzde 40 yerli katkın olacak. Burada uzun vadeli işbirliği kurulacak, ‘satarım giderim’ anlayışı olmaz” diye konuştu.

Türkiye’nin 1994′ten beri 135 milyon cep telefonu kullandığını, bunun maliyetinin 27-28 milyar dolara ulaştığını kaydeden Yıldırım, yerli üretimleri destekleyerek Türkiye’nin cari açığının düşürülebileceğini söyledi.

”Bizim insanımız kadirşinastır” diyen Yıldırım, ”Kendi el emeğimizi, göz nurumuzu, ürünümüzü şüphesiz ki kullanmakta asla ve asla cimrilik göstermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

”SIFIR HATA İLE ÜRETTİK”

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer ise normal yollarla Türkiye’nin yılda 15-16 milyon cep telefonu ithal ettiğini belirterek, ”Bunun yüzde 20′si, 3 milyon adet telefon Türkiye’de üretilse ve tanesi 150 dolardan satılsa 500 milyon dolar yapar. Gençcell’in hedefini görünce bunu revize etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu üretimler artacak. Tek bir firma yok, değişik kuruluşlar çalışıyor” diye konuştu.

Ulaştırma Bakanı Yıldırım ile yaklaşık 4,5 yıl önce İstanbul’da sektördeki firmaları tek tek ziyaret ettiklerini anlatan Acarer, Yıldırım sayesinde sektörün 5 yılda önemli bir ivme kazandığını, Türkiye’de global kriz ortamında bilgi teknolojileri ve iletişim pazarında büyüme yaşandığını kaydetti.

MOBİSAD Başkanı Murat Dursun da bu üretimin ”Türkiye’nin 1994′ten beri 27,5 milyar dolara mal olan, insanların hayatını değiştiren cihaza ödediği bedeli geri dönüştüreceğini” söyledi. Bu adımın devamının da geleceğini ifade eden Dursun, ”Bu aslında hepimizin ürünü” dedi.

Gençcell Yönetim Kurulu Başkanı Necati Genç, kurdukları tesisin, yılda 1 milyon cihaz üretim kapasitesine sahip olduğunu söyledi. Mobil telefonun ilk ihracatını geçen hafta Sırbistan ve Hırvatistan’a yaptıklarını bildiren Genç, Bakan Yıldırım’a verdiği destekten ötürü teşekkür etti.

Anel CEO’su Suat Baysan da üretim ve Ar-Ge’nin aynı mekanda olması sayesinde cep telefonunu ”sıfır hata ile yüksek standartta üretmeyi başardıklarını” söyledi.

Cihazın üretildiği fabrikada 145 kişinin, ürünün satışına kadar uzanan tüm aşamalar göz önüne alındığında da yaklaşık bin kişinin istihdam edildiğini anlatan Baysan, yarattıkları katma değerin, cep telefonlarındaki ÖTV’nin kalkmasıyla artacağını ifade etti.

‘FİYAKALI TELEFON’

Konuşmaların ardından kendisine yerli üretim cep telefonu hediye edilmesi üzerine Ulaştırma Bakanı Yıldırım, cihazı eline alarak ”Ürün iyi, fiyakalı, ele uygun, ince ve hafif” yorumlarını yaptı.

Yerli üretim mobil telefon için ”Yükte hafif, pahada da hafif” diyen Yıldırım, ürünün 150 dolardan satışa sunulacağını öğrenince, ”Buna yüzde 20 vergi de dahil. Yüzde 20′yi de indirirsek herkes alır. Taksit de var. Hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.

Türkiye’de 3 yılda 3 milyon adet üretilmesi planlanan ”DST 500” model cep telefonunun, yurt içinde olduğu gibi Çin mallarını tercih etmeyen pek çok ülkeye de ihraç edilmesi hedefleniyor. Ümraniye’de üretimi yapılan cihazın, yüzde 25 olan yerli katkı oranının gelecek yıl yüzde 50′ye çıkarılması amaçlanıyor.

Şarjı 3 gün kullanıma imkan sağlayan çift sim kartlı telefonun ağırlığı 98 gram. Televizyon özelliğinin yanı sıra FM radyo, GPRS, WAP, e-posta, bluetooth, java, 1,3megapixel kamera ve video kayıt özellikleri bulunan telefon, 2,4 inç ekranı ve harici anteniyle de televizyon izleme olanağı sağlıyor. Hareketli ve sabit olarak televizyon izleme imkanı sunan DST 500, 299 TL’den satışa sunuluyor.

AA

Bu Tasarıya DUR DEYİN !

Araçlar ‹ ÖZBODUÇ Haber Dünyası — WordPress.

Saçma yasa tasarısı için TBMM üyelerine acil çağrı!

GDO’yu meşrulaştıran Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı 17 Mart 2010 Çarşamba günü TBMM Genel Kurulu’na geliyor. Sağlık ve gıda Güvenliği Hareketi yönetimi bu vesileyle milletvekillerine aşağıdaki mektubu gönderdi. Sizlerde benzer çağrıları TBMM’ye yöneltebilir tepkilerinizi milletmeclisi@googlegroups.com adresine ve vekillerin cep telefonlarına mesaj atarak gönderebilirsiniz.

Saygıdeğer Milletvekili

TBMM / Ankara

Malumaliniz olduğu üzere, komisyonlarda görüşülerek Genel Kurul sürecine gelen “Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı” 17 Mart Çarşamba TBMM Genel Kurulu’na gelecek. Tarım Bakanı ve Tarım Bakanlığı bürokratlarının, gözünü karartarak savundukları bu tasarının yasalaşması durumunda; bu ülke yani sizin milletvekilliğini yaptığınız Türkiye, bir ömür vicdan azabından kıvranabileceğiniz tarifsiz bir akıbetle karşı karşıya kalacak.

GDO’yu yasaklıyoruz bahanesiyle çıkarılan yasa tasarısını şayet siyasi tarafgirlik ve siyasi karşıtlıktan uzak bir dikkatle okursak, hep birden “SAHİ BİR ŞEYİ YASAKLAMAK İÇİN BU KADAR KAPSAMLI ve BİR O KADAR SIĞ GEREKÇELİ BİR KANUN OLABİLİR Mİ?” demekten kendimizi alamayacağız.

TBMM’de bu ülkeyi temsil hakkını elde etmiş, her biri kıymetli Sayın Milletvekillerinin, siyasi tarafgirlik ve siyasi karşıtlıktan uzak bir şekilde bu tasarıya evet oyu vermeden, daha dikkatle okuyarak HAYIR diyeceklerini ümit etmek istiyoruz.

Bu nedenle Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi olarak, özetle şunu belirterek size tarihi bir çağrıda bulunuyoruz:

Dünyanın en tartışmalı meselelerinden biri olan GDO, Türkiye’de yeterince bilinmeyen ve tartışılmamış bir meseledir.

- Tarım Bakanlığı’nın alelacele çıkardığı GDO Yönetmeliği, Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu’nca görüşülmeye devam edilirken,

- Anayasa Mahkemesi GDO konusunda Tarım Bakanlığı gibi düşünmediğini açıklarken,

- ABD’li GDO tohumcularının Türkiye’de GDO rüşveti dağıttığına dair Ağır Ceza Mahkemesi incelemesi devam ederken,

- Küresel güçlerle organik yahut inorganik hiçbir bağı bulunmayan sağduyulu çevreler GDO’nun meydana getireceği sorunlar konusunda açıklama üstüne açıklama yaparken, GDO’yu meşrulaştıran yeni Ulusal Biyogüüvenlik Yasa Tasarısı konusu daha çok düşünmeyi gerektirir.

GDO sorunu sadece tarımsal bir sorun değildir. Bu mesele tarım, sağlık, çevre, eğitim, ticaret gibi bakanlıklar ile Milli Güvenlik Kurulu’nun da meselesidir. Ancak mesele bu ülkede sadece tarımsal bir sorun gibi tartışılıyor.

Çünkü GDO demek;

Sayısız hastalık demek,

Kölelik demek,

İnsanlığın ortak mülkü tohumları birkaç küresel gücün insafına terk etmek demek,

Bağımsızlığından vazgeçmek demek,

Kısırlaştırılmayı kabul etmek demek,

Bitkilerin ve hayvanların bedduasını almak demek,

Dünyayı yaşanamaz bir yer haline getirmek demek,

Her mideyi misket bombası ile doldurmak demek,

Beden ve ruh sağlığından vazgeçmek demek,

İnsan ve hayvanlarda yamyamlaşma belirtileri demek,

Kötülük ve belâ demek,

Zulüm ve haksızlık demek,

Bağımlılık demek,

Dedelerimizden aldığımız emanete ihanet demek,

Ona rıza göstermek şeytana rıza göstermek demek…

Evet!

Karşı durmazsak bu belâlar gelir hepimizi bulur. Kurunun yanında yaşı da yakar.

Bu gerçeği bilerek hiçbir milletvekili bu ‘bela yasası’na izin vermeyecektir. Ama milletvekilliği, ‘bilmiyordum’ mazeretinin ileri sürülemeyeceği yüksek bir sorumluluk makamıdır.

Ezici bir çoğunlukla reddedilmesini umduğumuz tehlikeli yasa için, tüm Değerli Milletvekillerimize büyük görev düşüyor.

Bizler tıpkı sizler gibi GDO istemiyoruz. Sizinde bildiğiniz üzere Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı, bize sol gösterip sağ vurma yasasıdır. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Sayın Cemil Çiçek, gerçeği geçtiğimiz yıl Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı hakkında bilgi verdiği bilgilendirme toplantısında, “Kanunun yürürlüğe girmesiyle, genetiği değiştirilmiş bitkilerin üretimine izin verilmesinin önü açılmış olacak” şeklinde ifadelendirmiştir. Bu cümleyi doğru okuma ve hatırlatmak yeterli olacaktır.

Bu Yasa Tasarısı nedeniyle dünya bizimle “saçma bir yasa” diye alay ediyor.

Şimdi en doğru kararı verme sırası sizde.

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi

BOGAZ ,HALİÇ MANZARALI SUPERLUX DUBLEX.

Cepte Yıldız-Kare (*#) Dikkat

Türkiye Bilgisayar Mühendisleri ve Programcıları Derneği Başkanı Yılmaz Sönmez, cep telefonlarının IMEI adı verilen kimlik numaraları öğrenildiğinde kolaylıkla dinlenebildiğini anlattı.

Okumaya Devam »

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Köksal, ‘’son yıllarda kişi başına kullanım oranı artan damacanadaki suyun hava ya da güneşe maruz kalmasının, kişiyi ölümle sonuçlanan hastalıklara kadar götürebilen mikroorganizmaların üremesine neden olduğunu” bildirdi.

Prof. Dr. Köksal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “şişe suyu” olarak bilenen işlenmiş suyu sağlık açısından desteklediklerini, ancak kullanım süresi ve bekletildiği ortama dikkat edilmediğinde enfeksiyon hastalıklarına yol açabil diğini belirtti.

Şişe sularının, bulundukları ortam ve temizlik kurallarına uyulmadığı takdirde hepatit yapan virüsler dahil Okumaya Devam »

Toplu Konut İdaresi (TOKİ), “yoksula konut” projesinin uygulanacağı illeri belirledi. İlk aşamada, 18 ilde 15 bin 266 konutluk proje hazırlandı. Bu illerde ihaleye çıkacak konut projelerinin içinde, yoksul kesime yönelik konutlar da yer alacak.
Daha önce afet konutu olarak ve yoksul kesim için 45 metrekarelik konutlar yapan TOKİ, vatandaşların ilgi göstermemesi üzerine, bu konutların büyüklüğünü 55-65-75 metrekareye yükseltmişti.
Yeni projede, konutların net büyüklüğünün 39-47 metrekare, brüt büyüklüğünün ise ortalama 50 metrekare olacağını anlatan TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, artık şartların değiştiğini, çekirdek aile modeli ve özellikle yalnız yaşayan yaşlılar nedeniyle vatandaşların küçük konutları talep ettiğini kaydetti. Bu konutların, diğer konut projelerinin içinde yer alacağını, vatandaşın her türlü altyapı, ısınma ve çevre sorunu çözülmüş konutlarda oturacağını vurgulayan Bayraktar, değişik ihtiyaçları dikkate alarak bu konutlar için 3 değişik model geliştirildiğini söyledi.
Ortalama 28-30 bin YTL’ye mal olacak konutların, gerçekten yoksul kesime satılması için kaymakamlıkların, Okumaya Devam »

Türksart A.Ş. yönetimi 2A uydusunda yeni bir düzenleme yapacağını bildirerek transponder dizilimini tekrardan yapmak üzere 73 adet uydu TV ve Radyo yayın frekanslarını değiştireceğini bildirmiştir. (ulusal ve bölgesel tüm yayınlar)

Söz konusu değişim, 27 Ekim saat 02.00′da yapılacaktır. Bu tarihte tüm avrupa ve Türkiye yayınları mevcut frekanslarından, Türksat A.Ş. nin belirlediği yeni frekanslara taşınacağı için, Televizyon ve Radyo vericilerimizin uydu alış frekansları ayarlanana kadar yayın olmayacaktır.

Yayın kesintisi büyük şehirlerimizde yaşanmayacak ancak bazı küçük ilçelerde kısa süren yayın kesilmesi olacaktır. (teknik parametreler aşağıdadır)

Okumaya Devam »

2008-2009 Burs Sonuçları

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından 2007-2008 eğitim ve öğretim yılında verilecek eğitim yardımlarının sonuçları açıklandı. Belediye’nin www.ibb.gov.tr adlı internet sitesinde kimlerin burs almaya hak kazandığı ve hangi evrakları getirmeleri gerektiği açıklandı. Burs almaya hak kazanan öğrencilerin istenen evrakları en geç 7 Kasım’a kadar Saraçhane, Taksim ve Kadıköy’den teslim edebilecekler.

Okumaya Devam »

Eski Gönderiler »

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.