Anavatanı Güney Amerika olan kırmızı biber botanik aleminde ‘capsicum annuum’ olarak tanınır. Kültür yetiştiriciliğiyle iyi sonuçlar alınmış ve oldukça bol çeşidi bulunmaktadır. Biz kırmızı biberi genellikle baharat olarak kullanıyoruz. Toz ve pul şeklinde sofralara giren bitkinin konserve edilmiş salça formu da bulunuyor. Yöresel adlarla anılan kırmızıbiberin tanınmış çeşitleri en çok Kahramanmaraş’ta yetişiyor. Basit işlemlerden geçirilerek kendine özgü bir renge sahip kılınan bir başka tür ise tamamen ‘Urfa’ yöresine özgü. ‘İsot’ olarak adlandırılan bu biberin tipik özelliği oldukça acı olması. Ancak dünyada çok daha sert biber çeşitleri var. Bu türleri yetiştirmek için bizim iklimimiz son derece elverişli. Acılık derecesini saplayan ‘Scoville Ölçeği’ne göre bizim biberlerimiz şu anda ortalarda bir yerde. Eğer daha acı biblerler yetiştirilirse endüstriyel üretimi kazançlı bir iş fikri olur. Kırmızı biberin acı cinsleri endüstride yalnız baharat ve sos olarak değil tıbbi amaçlarla da kullanılıyor. Bu da bu ürünle ortaya çıkacak iş fikirlerinin sayısını arttırıyor. Ayrıca organik tarımda bol miktarda mücadele amacıyla kullanılıyor. Çevreyi kirletmeyen tek insektisid ise kırmızı biberden elde edileni.
İş fikrinin temelinde basit bir teknikle kırmızı biberden ‘capsaicin’ maddesini ayrıştırmak yatıyor. Bu maddenin kimyasal açılımı şöyle; ‘n-vanillyl-8-methyl-6-(e)-noneamide’ Capsaicin’de bulunan yakıcı özelliğin yanı sıra içeriğinde bulunan bazı moleküller tıbbın çeşitli alanlarında ciddi öneme sahip. Aynı maddenin kısmen sentetik hale getirilmişine ise ‘capsicain’ adı veriliyor.
Kırmızı biberi tedavi amaçlı ilk kez Güney Amerika yerlileri ‘Mayalar’ ve ‘Aztekler’ kullanmış. Eldeki belgelere göre kırmızıbiber ekstraktının anti enfektif (mikroplara karşı) ve damar açıcı olduğunu ilk kez onlar keşfetmiş. Modern tıpta ‘capsaicin’ maddesinin vücutta özel reseptörlere bağlanarak bazı sağaltıcı etkiler yarattığı saptanmış. Bu özelliğinden yararlanılarak romatizma ağrılarının hafifletilmesinde kullanılan kimi ilaç ve pomatların formülüne giriyor. Modifiye edilmiş tipleri ise baş ağrısı ve damar tıkanıklıklarında kullanılıyor. Etken maddenin trigliserid ve LDL kolestrolüne kontrol altında tuttuğuna ilişkin bulgular da oldukça ilginç. Amerika’da tahriş edici özelliği azaltılmış ekstraktlar soğuk algınlığını ve sindirim problemlerinde bitkisel takviye ürünü olarak pazara sunuluyor. Son araştırmalara göre ‘capsaicin’in tümör hücrelerinin gelişimine engel olarak kanserle yapılan savaşa yardımcı olduğu anlaşılmış. Ayrıca prostat kanseri araştırmalarında laboratuar farelerine nakledilen kanserli hücrelerin yüzde 80′inin ‘capsaicin’ içeren solüsyonlar karşısında yok olduğu ortaya çıkmış.
‘Capsaicin’ üretim iş fikrini hayata geçirirken Sağlık bakanlığından izin alınmış özel donanımlı bir imalathaneye ihtiyaç var. Analizleri yapılmış biberler önce haşlanarak dış zarlarından temizleniyor. Sonra ezici karıştırıcılarda lapa haline getirilen materyal uygun bir çözücüyle muamele edilerek yağ formuna benzer yapıdaki capsaicin maddesi içerikten ayrıştırılıyor. Son aşama ise çözücünün bünyeden uzaklaştırılması.
Genellikle bizim acı biberlerimizde ‘capsaicin’ miktarı yüzde 1.5-2 arasında değişiyor. İş fikrimizin temelini oluşturulan bu maddenin ayrıştırılması işleminde yüzde 95.5 oranında başarı sağlamak mümkün. USP standartlarıyla farmasötik kullanıma uygun hale getirilen ‘capsaicin’ üretim sonrasında toz ve kristal hale getirilebiliyor. Ambalajlarda gaz koruması altında dolduruluyor. Geriye kalan materyal salça olarak kullanılıyor. Koyu şişelerde ambalajlanan ‘capsaicin’ için ihracat ön planda düşünülmeli. Gerekli sertifikalar sağlandıktan sonra başta ilaç firmaları olmak üzere özellikle AB ve ABD ‘de bulunan ‘capsaicin’ ticareti yapan kuruluşlara ihraç ediliyor. İhraç fiyatları saflık derecesine göre 80-110 dolar arasında değişiyor. Buradan da üretime geçirilmesi durumda ne kadar kazançlı bir iş fikri olduğunu anlayabiliriz.
Bol güneşi seven kırmızıbiberin bugün 60 civarında çeşidi bulunuyor. Genellikle bitkinin suya olan ihtiyacı çok az. ‘Akdeniz’ ve ‘Güneydoğu Anadolu’ bölgelerinde örnek yetiştirme alanları kurarak ‘capsaicin’ imal etmek ilginç bir girişim olarak değerlendirilebilir.
(Nur Demirok-Para Dergi).


